Kayıt Dışını Ne Yapmalı?

Kayıt Dışı Ekonomi CanavarıTürk ekonomisinin yarıdan fazlasının kayıt dışı olduğu söyleniyor. Bir yandan bu kayıt dışı yapının ülke ekonomisine büyük zarar verdiği, bir an evvel kayıtlı sistem içine çekilmesi gerektiği söyleniyor; diğer taraftan da kayıt dışı ekonominin aşırı vergi yükü nedeniyle oluştuğu iddia ediliyor. Ben bu yazıda kayıt dışının ülke ekonomisine verdiği zararlar nedir, kayıt dışı gerçekten de adil olmayan ve yükümlülere aşırı yük getiren bir vergi sisteminin sonucu mudur gibi sorulara girmeden kayıt dışından nasıl kurtulunur sorusuna somut, pratik, uygulanabilir bir çözüm bulmaya çalışacağım. Aşağıdaki satırlarda yazılı önerim kusurlu, eksik ya da işe yaramaz olabilir. Olsun… Hiç bir şey yapmamaktan daha iyidir sanırım.

Dilimizde kulağa hoş gelen ama pek de birşey ifade etmeyen içi boş, boşaltılmış, çarpıtılmış o kadar çok terim var ki. Örneğin yıllar önce birileri bir “trafik canavarı” yarattılar. Yollarımızda her yıl ölen, sakat kalan, araçları mahvolan insanlara bu zararları hep trafik canavarı veriyordu. Adı belliydi, hatta eşgali bile belliydi. Öyle değil mi, yolların kenarlarına üzerinde o trafik canavarının resmi olan trafik levhalarını asmadılar mı? Kuralları bilmeyen, bilsek de işimize gelmediği için uymayan, yolların kalitesini düzeltmek, trafik cahillerini eğitmek, trafik ahlaksızlarını adam etmek için gerekenleri yapmayan bizler değildik de o trafik canavarıydı. Siyasiler, bürokratlar ve elbette trafikte yolunu bulmaya çalışan biz vatandaşlar masumduk.

“Kayıt dışı” da aynen “trafik canavarı” gibi bir şey işte. O da bir canavar. Türkiye ekonomisi içinde dolanıp duruyor ama sürekli saklanıyor. Ne çalıştırdığı işçilerin sigorta primleri ödüyor ne de vergileri. Ticari ahlaka sahip değil, gerektiğinde rüşvet veriyor, kaçakçılık yapıyor, çalıyor çırpıyor. Namuslu sermayenin karşısındaki “haksız” rakip, çalışkan emekçinin evlatlarının ekmeğini çalan kötü adam o. Devletin her yerde aradığı ama bir türlü ele geçiremediği suçlu. Bir de fotoğrafını ele geçirebilsek ya da en azından eşgalini belirleyebilsek çok süper olacak. Acaba yüzünden kirli sakallı eksik olmayan, pahallı takımının içine kravat takmak yerine göğüs kıllarını göstermeyi tercih eden, İtalyan pabuçlarının topuklarına basan ve son model “cip”inden hiç inmeyen bir eşgal uyar mı “kayıt dışı” canvara?

Siz kayıt dışının neyin nesi, onu yaratanların nasıl tipler olduğunu hayal ededurun ben kayıt dışından nasıl kurtuluruz sorusuna yanıt bulmaya çalışayım.

Diyorlar ki girişimcinin üzerindeki vergi yükü çok fazla. Bu yükle hiç bir yatırım yapılmaz, işletme kurulmaz, ticaret yürütülemez? İnsan ister istemez soruyor? Sahiden öyle mi? Peki ya aynı koşullarda “kayıt içi” yatırım yapan nasıl yapıyor? Neyse…

(Çok ilgili değil ama demeden geçemeyeceğim: ABD’deki Ekonomik Politika ve Vergilendirme Enstitüsü’nün bir raporuna göre ABD’nin en büyük ve en karlı 250 çok uluslu şirketinin yarısından çoğu en üst vergi dilimine uygulanan oran olan %35’den daha az oranlara göre vergi ödüyorlarmış. Daha ilginci bu şirketlerin %16’sı vergi öncesi karları ortalama 25.8 milyar dolar olmasına rağmen hiç vergi ödememişler. Hatta bazıları devletten vergi iadeleri almışlar.[1] Buna benzer örnekleri Türkiye’den de vermek mümkündür eminim. Söylemek hiç hoşuma gitmiyor ama demek ki kayıt içinde kalıp da vergi ödememek de mümkünmüş… Neyse, geçelim.)

Gelelim sadede: Türkiye’de kayıt dışı var mıdır yok mudur diye kimse sormuyor. Hepimiz biliyoruz ki var. Sıkça tartışılan kayıt dışının hacminin ne kadar olduğu. Ekonominin %30’undan tutun da %60-70’lerinin kayıt dışı olduğunu iddia edenler var. Yani yarı gerçek yarı hayali, eşgali belli olmayan bir kayıt dışı ile uğraşıyoruz. Demek ki yapılması gereken ilk şey kayıt dışının hacmini belirlemek. Tam oranının ne olduğu çok da önemli değil aslında önemli olan bir sonraki cümlede değineceğim “havuç”un maliyetini karşılayıp karşılayıp karşılamayacağının tespiti.

Kayıt dışından kurtulabilmek için bir havuç ve bir de sopaya ihtiyacımız olacak. Bunların ikisini de eş zamanlı göstereceğiz ama eş zamanlı kullanmayacağız. Evet, bize bir havuç lazım. Hani diyorlar ya vergiler, sigorta birimleri çok yüksek, o yüzden herkes kayıt dışına kaçıyor diye; biz de diğeceğiz ki (tabi eğer araştırma inceleme neticesinde değeceğine kannat getirdiysek) biz öncelikle kurumlar vergisini sonra gelir vergisini ve sonra katma değer vergisini aşağıya çekeceğiz. (Zaten bomboş olan hazinemizi hepten boşaltma riskini göze alacağız yani.) Ama bugün değil, ne bileyim, beş yıl sonra bu dediğimizi yapacağız diyeceğiz. Bunun kanunu bugünden çıkaracağız ve fakat kanunun yürürlüğünü beş sene sonrasına bırakacağız yani.

Diğer taraftan sopayı da göstereceğiz. Diğeceğiz ki ben kayıt dışı olarak faaliyet gösteren sermayeyi yakalayacağım ve fena yapacağım. Elinde ne var ne yoksa alacağım; makinalarına el koyacağım, stoklarına el koyacağım, banka hesaplarına el koyacağım, kendi ve yakınları üzerine olan menkul ve gayrimenkullerine de el koyacağım ve bununla da yetineyeceğim kendisini de iki üç sene içeri tıkacağım; bu cezayı da paraya çevirmeyeceğim, ertelemeyeceğim ve saire. Sopayı göstereceğiz dedim ya göstereceğiz ama onu da hemen kullanmayacağız. Ne bileyim, ona ait yasayı da bugünden çıkarıp yürürlüğe girmesini üç-dört sene sonraya bırakacağız.

Ve oturacağız, alacağız elimize bir çuvaldızı, kendimize batıracağız. Sopayı kullanabilmek için güçlü kuvvetli adamlar, havuçu verebilmek için güçlü kuvvetli bir hazine lazım. Üç sene sonrası için güçlü bir mali denetçi kadro ve hızlı işleyen bir adli sistem için hazırlıklar yapacağız. Beş sene sonrası için de vergi oranları düştüğünde kayıt dışı hala dizginlenememişse piyasaların doğal dengesi oluşuncaya kadar hazinede açılacak ek delikleri yamayacak kadar kenara para koymanın yolunu bulacağız. İşte tüm bunları yaptıktan sonra başlayacağız eğitmeğe. Bir yandan mali denetçileri bulup yetiştireceğiz, bir yandan halka üç sene sonra birilerinin sopa yemeye başlayacağını, sopa yemek istemiyenlerin bugünden hazırlıklarını yapıp kayıtlı sisteme girmeleri gerektiğini, girenlerin sopadan kurtulmak bir yana düşecek olan vergilerden yararlanabileceklerini anlatacağız. Ve gerçekten de zamanı geldiğinde bu dediklerimizi yapacağız. Üçüncü sene geldiğinde kayda geçmemiş işletmleri birer birer bulup canına okuyacağız ve beşinci seneden itibaren vergi oranlarını aşama aşama aşağı çekeceğiz.

Böyle bir yöntem işe yarar mı? Bilemem. Sizin daha iyi bir öneriniz var mı?

18 Haziran 07
Milas

——-
[1] R McIntyre and TDC Nyuyen. 2000. Corporate Income Taxes in the 19902. Institute of Taxation and Economic Policy: Washington, DC. October. Also available at http://www.ctj.org/itep/corpOOpr.htm.