Uçak Kaçırma Meselesi

Önceki gece, Tiran-İstanbul seferini yaparken kaçırılan uçağa ilişkin haberleri heycanla izledik. İki teroristin Papa’nın Türkiye’ye gelmesini protesto etmek için uçağı kaçırıp İtalya’ya götürdükleri söyleniyordu önce. Sonra durum netleşti. Uçağı kaçıran iki değil bir kişiydi ve konu Papa’nın Türkiye’ye gelmesi değil, korsanın askere gitmemek için İtalya’ya sığınma çabası idi. Bütün buları heyecanla seyrettik, bir iki gün eş dost sohbetlerinde konuşacağız ve bir haftaya kalmaz unuturuz muhtemelen.

Ama satır aralarında geçen önemli bir husus hemen hiç gündeme getirilmedi. Bu kişi nasıl oldu da uçağı kaçırmayı başarabildi. Söylenen doğruysa elinde ne bir silah vardı ne de başka bir şey. ABD’deki 11 Eylül faciasından sonra bütün dünyada havacılık sektöründeki güvenlik önlemleri son derece sıkılaştırılmışken, kokpit kapıları özel olarak güçlendirilmiş ve personel dışında kimse tarafından açılamayacak hale getirilmişken, bir yolcu nasıl olur da bir THY uçağının kokpitine girebilir ve uçuş ekibini esir alabilir? Bu sorunun cevabınının hemen bulunması ve gereken önlemlerin bir an evvel alınması gerekir; değil mi? Ne Papa’nın Türkiye’ye gelmesinin protesto edilmesi ne de uçak kaçıranın vicdani redci olması değildir asıl mesele.

Satır arası demiştim ya, işte onlardan bir kaçı…

Önce, dünkü Milliyet Gazetesi’nde kaçırılan Çanakkale adlı uçağın pilotunun açıklamalarına bakalım:

“Öncelikle (Kokpite nasıl girilir?) sorusu oluşabilir, ona açıklık getireyim. Her sabah uçuştan önceki brifingde mutlak suretle kapıların kapalı olması gerektiği belirtilir. İletişim belli bir sistemle sağlanır ve arkasından da o sabah belirlenen ve sadece kaptan pilotun bileceği bir kodla kokpite giriş olur. Uçumuz da aynı usullerle cereyan etti”

“Uçak düz uçuşa geçtikten sonra biz isteklerimizi kabin amirimize ilettik. Sonra aynı şekilde o gün belirlenen kodla kabin amirimiz içeri girme teşebbüsünde bulundu. Kodu alınca kapıyı kilitsiz duruma getirdi. O anda bilinçli bir şekilde malum terörist kabin amirini büyük bir hışımla bana doğru itelerken, ben çözünüp onu ve kabin amirini dışarı atmaya çalıştım ama başarılı olamadım. Oldukça iri yarı biriydi. Kokpite giriş bu şekilde oldu.”

http://www.milliyet.com.tr/2006/10/04/son/sontur32.asp

Sonra, dün gece ATV ana haber bülteninde Ali Kırca’nın kaçırılan uçaktaki yolculardan biriyle konuştuklarından bir alıntı:

Uçağın ön kısmında “business class” bölümünde “9” numaralı koltukta oturmakta olduğunu önemle vurgulayan yolcu -eğer kulaklarım yanlış duymadıysa- şöyle birşey dedi:

“Hostes pilot kabinine girdi. Kapıyı kapattı. Bir kaç saniye sonra korsan kapıyı açıp pilot kabinine daldı, hostesi kolundan çekerek dışarı fırlattı.”

Bu iki parça bilgiyi yanyana koyunca benim anladığım şu: Bu THY uçağında kokpit kapısı şifreli ama kapı açıldıktan sonra otomatik olarak kapanmıyor. Kapanıyorsa da hostes kokpite girdikten sonra -o veya bu sebeple- kapının kilidini devre dışı bırakmış.
Uçak yolcuları X-ray cihazlarından geçrilirken, botları çıkartılıp içine bakılırken, tırnak makasları bile uçağa alınmazken, uçağın kokpit kapısının kitlenmesinin unutulması ve iri yarı bir adamın sadece bu özelliğini kullanarak uçağı kaçırabilmesi ne acı!

Dilerim bu duruma sebep olanlar ve THY’nin diğer uçuş personeli yeniden eğitimden geçirilir ve bir daha uçaklarımız kaçırılmaz.