38.7 Yılım Kalmış

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP), bu yilki İnsani Gelişmişlik Endeksi’ni yayınlamış. Ben bu endeksi görmüş değilim. Sadece gazetede haberini okudum bugün, o kadar. Zaten endeksin adı da pek bir şey ifade etmiyor bana.

Neyse, sadede geleyim: Bu yılki rapora göre Türkiye’de ortalama ömür beklentisi 68.7 yılmış. Demek ki, benim 38.7 yılım kalmış. ‘Yaş otuz beş, yolun yarısı eder’ derken pek de yanılmıyormuş desenize Cahit Sıtkı Tarancı.

Kaç yaşındaydım acaba, otuz beş yaş şiirini okuduğumda? Siyah beyaz bir resmi vardı şairin kitabın arka kapağında. Ve bir kaç satır: Genç yaşta hayat veda etti, diyordu şair için kitabı derleyen. Ölümü düşünmüştüm o gün; on iki – on üç yaşlarında…

Bugün televizyon kanallarında ana haber New Orleans’da ölen binlerdi. Hiç ceset göstermediler. Oysa filimlerde bol bol adam öldürülmesini izleriz sanki en doğal şemiş gibi, hiç yadırgamadan. ABD’nin Anayasa Mahkemesi’nin baş yargıcı da öldü önceki gün. Adı, William H. Rehnquist idi. Seksen yaşındaymış hayata veda ettiğinde.

Türk gazetelerinde Akçakoca’da vurulan ‘doğulu’ vatandaşımızın PKK eylemine dönüşen cenazesi ile cenazesine yirmi bin kişinin katıldığı şehit askerimiz haberdi bugün. Bazı gazeteler tam kırk sene önce, 6-7 Eylül’de öldürülen, tecavüz edilen, evleri – işyerleri yağmalanan ‘azınlık’ vatandaşlarımızı haber yapıyorlardı bir kaç gündür. Bir grup o olaylarla ilgili açılan sergiyi basmış dün; bugün serbest bırakılmışlar. 6-7 Eylül’ü yapanlar da delil yetersizliğinden serbest bırakılmamışlar mıydı zaten?

Amerika şaşkın. Türkiye gergin. Tik tak, tik tak, geçiyor zaman. Dün ve bugün ne de birbirine benziyor. Ölüm, şiddet, zarar, ziyan…

Ne televizyonda, ne de gazetelerde hiç bir doğum ve düğün haberi görmedim bugün. Kimse doğmadı mı, evlenmedi mi? Açılışı yapılmadı mı yeni bir fabrikanın? Neden mutlu şeylerden yeterince bahsetmez insanoğlu?

Eşimin ve çocuğumun resmine baktım. Sevindim bir an. Ne mutlu bana. Sonra üzüldüm, özlem sardı içimi. Onlar uzaklarda şimdi. Aslında uzaklarda olan benim. Hasret buymuş demek.

Canım sıkkın. Umrumda değil ölüm. Daha 38.7 yılım var ne de olsa; düşünürüz onu bol bol sonra. Cahit Sıtkı düşünmüş de ne olmuş ölümü gencecik yaşta…

Benim aklım dersimde. Tunceli’den bahsetmiyorum; okulumda, tezimde aklım. Bir de ay başını nasıl getireceğimde.

Dido diye bir kız, White Flag adında bir şarlkı söylüyor radyoda şu an. Sözlerine dikkat etmiyorum şarkının. Müziği beni alıp uzaklara götürmeye yetiyor…

Ertuğrul Akçaoğlu